8. ERMENİ KATOLİK KİLİSESİNİN DİNİ TEMSİLCİLİĞİ

     Gürün ermenileri çeşitli zamanlarda farklı farklı yerlerden gelmişlerdir. Bugünkü yerel halkın Terçen'liler ya da Tercen'liler denilen kısmı, eski Terçan bölgesinden gelmiştir. Bayrımça'lı ya da yerel şiveyle Bayamça'lı diye adlandırılan bazıları Bayram Çay vadisinden, bazıları eski Gargar kalesinden gelmişlerdir ve kendi eski yerleşim yerlerinin adlarının bugünkü şekliyle telaffuz edilmesiyle, gergerliler diye adlandırılırlar. Koçunlar'ın adının aslında Kaçuni olduğundan ve belli ki Kaçperuni'den geldiklerinden, Maranlar'ın Marantuni'den, Tahmazlar'ın da eski Persler'in kuzey bölgelerinden geldiklerinden hiç şüphem yok.

     Gürün'e hiçbir papaz ya da rahip katoliklik mezhebini yaymaya gelmemiştir, fakat burada katolikler mevcuttu ve bundan çıkarılacak doğal sonuç da onların eskiden beri katolik olduğudur. Tercenlilerin çoktan beri bu mezhepten olmaları bunu doğrulamaktadır. Apraham Katolikos'un kayıtlarında, 1741'de Apargos(Appa Margos-başrahip Margos) Tercenyan'ın kendi babası ve büyükbabası M. Harutyun'un ruhuna ayin düzenlediği belirtilmektedir. Aynı şekilde M. Manuk Deveciyan'ın da adı geçer ve bunların katolikliği kabul ettiği bir tarih belirtilmemiştir.

     Yine Nahabedler(Garadeller), Saraflar, Simavonlar da köklü ailelerdendir. Çok eski bir aile olan Hekimler de vardır. Onlardan bazıları Halep'e göçetmişler ve bir kısmı Lübnan'da çoğalmışlar, bazıları Pıjişgyan olan kendi isimlerini arapçaya Beyt-tabib olarak tercüme ederek saklamışlar, bazıları da ilk defa Lübnan'a giden kişinin adıyla, Beyt Murat diye adlandırılırlar. Maroniliği kabul etmişlerdir fakat ermeni kökenlerini hatırlamaktadırlar. Yukarıda adı geçen Nahabedyan sülalesinin lideri, adı 1760'ta Zımmar manastırının ebedi ayinlerinin başında da anılan, Hovsep Gürünlü ticaretle Periya'ya gider dönermiş. Bütün bunlar açık bir şekilde göstermektedir ki yeni doğan bir katoliklik hareketine dair belirtiler mevcut değildir.

     Sadece Bayram-Çay'lı klanın bir kısmı hakkında şöyle bir hikaye vardır: bugün 300 haneden oluşan sülaleden olup ticaretle uğraşan Gozig Ağızar diye adlandırılan Harutyun oğlu Yeğyazar, Trabzon'a gidip gelirmiş. Tarihi belli değil, fakat Pırkınik hikayesi bu olayların tarihini çarpıtarak Halep piskoposu, rahip Apraham Arzivyan'ın 1714-1717 yıllarında Trabzon dini önderliği görevini yürüttüğü zamanı belirtmektedir. Yeğyazar onun vaazlarını duyup, aydınlanarak gelmiş ve kendi kardeşleri M. Avedik Bayamşa, Aleksandros ve Dişdiş'i de ikna etmiş. Yeğyazarlar, Bayamşalar, Aleksantrlar, Dişdişler, Hıngigler ve M. Avedigler de bunların soyundan gelmiştir. Apraham katolikos bunlardan bir kaçının kendisine hediyeler gönderdiğini 15 Mayıs 1740 tarihli ayin kaydında hatırlamaktadır. Bu kişiler M. Avedik, M. Hagop, M. Manuk, M. Ağeksantros, Nor Arev ve Hovhan Orhnyal'dır. Nihayet bu bir sülalenin hikayesidir. Ancak aynı hikayede dikkate değer başka önemli bir nokta daha bulunuyor: yani kardeşleri Yeğyazar'ın düşüncelerini öğrendiklerinde, bu konuyu, Teslis, Tanrı'nın insan olarak meydana çıkması, kilise düzeni ve ölüm konularına mümkün olduğu kadar vakıf olan papaz adayı kardeşleri Dişdiş aracılığıyla incelediler ve Yeğyazar'ın söylediklerini kendi bildiklerine uygun buldular ve onunla anlaştılar.

     Zamanında bütün bu kişileri gözeten katolik bir hiyerarşik öndere ya da piskoposa bağlı bir papaz yoktu. Ayrıca yapılan eziyetler kendilerini zor durumda bırakıyordu ve büyük bir ikilik hüküm sürüyordu: vaftiz, defin ve evlenme ayinleri yerel papazlar tarafından gerçekleştiriliyordu. 1782 yılında ilk defa Sıvas Hreşdagabed manastırında, Apel piskopos Hovnan Gürünlü'yü papazlık mertebesine yükseltti. Gerçi Pırkınik hikayesi Apel'in Sıvas ermeni katoliklerinin dini önderi olduğunu varsayıyor ama bu bana pek inandırıcı gelmiyor, zira o zaman Sıvas başpiskoposu Yeğyazar idi. Apel yalnız Hreşdagabed manastırının dini önderi olabilir ve görüldüğü gibi de bu hikaye onu Sıvas katoliklerinin genel dini önderi yapmış. Unanlar da Der(Peder) Hovnan'ın soyundan gelmekte ve günümüzde bir kaç haneden oluşmaktadırlar.

     Yeğyazarlar Maranyan Haçik'i evlat edinmişlerdi. Haçik Lübnan'a gönderilerek 1764 yılında papazlık mertebesine yükseldi ve Gürün'e döndüğünde Der Hovnan'la birlikte gizli ayinler yaptılar ve korkudan kendi (katolik) kimliklerini sakladılar.

     Nahabedyan Hovsep'in oğlu Apraham, Zımmar'a gider ve 16 Mayıs 1765'te Mikayel Katolikos'un emriyle Parseğ piskopos tarafından papazlık mertebesine yükseltilir. Memleketine geri döner ve Der Haçik'le birlikte halkla ilgilenirler ancak zor durumlara düşerler. Aniden hastalıklar baş gösterir, ölümler vuku bulur, fakat ermeni papazlar onları gömmezler, durum daha da vahim olur ve resmi makamların duruma müdahalesiyle ölüleri defnetmek zorunda kalırlar. Sorun Sıvas valisinin mahkemesine yansır ve o da Gürün'e özel ulak yollar. Uzun incelemelerden sonra ermeni katolik papazların kendi taraflarından olanları vaftiz etmesi ve defnetmesi, ancak dini vergiyi de vermesi karara bağlanır.

     Ermeni katolikler ticaret için Sıvas'a da gittiklerinden bu sırada da zorluklar yaşıyorlardı. Bu yüzden ermeni katolik yetkililer Yozgat'ta Çapanoğlu diye adlandırılan makamlara başvurarak Gürün'ün kendilerine ait olduğunu söylerler. Orada ermeni milletinin her iki kısmı arasında bir dava görülür ve ermeni katolikler haklı çıkarak başarıyla geri dönerler. Ondan sonra Der Apraham 1828 tarihinde Tanrı'nın rahmetine erinceye kadar rahat görev yapar.

     Kendisine Der Haçik Maranyan, Zımmar'dan Tokatlı Der Parseğ Kılıçyan ve Der Mateos Kazancıyan, daha sonra ise Gürün'lü Der Bedros Hürmüzyan ve son olarak da 1828'de Sıvas'a nakledilip orada Tanrı'nın rahmetine eren Der Hagop Cıknavoryan yardım etmişlerdir.

    

*
*   *


     Dini yetki alanları konusundaki üzücü sorun son bulmuştu ve 1769'da verilen kararla Tokat ve Pırkınik'in Kilikya Katolikosluğu'nun yetki bölgesine ait olduğu kararlaştırılmıştı. Bu yüzden 3. Mikayel Bedros bütün Sıvas ilinin bir dini önderlik altında birleştirilmesini kararlaştırdı. 1774 yılında kendisi gibi Zımmar'da yetişen G. Okosdinos'u kendine vekil olarak atayarak Karahisar'lı Hovhannes Piskopos'un ayrılmasından önce Tokat'a ulaştı.

     Bu meşhur karardan sonra Atanas piskopos tarafından yeni zorluklar çıkarıldı. 1777 yılının 19 Nisan'ında verilmiş nihai karar meseleye son noktayı koydu, gerçi cemaat içerisinde bir ikilik vardı ama bu da gitgide ortadan kalktı.

     Bu dönemde yani 1786'da, Zımmar ayin kayıtlarında Kilikya Patrikliği'ne bağlı nüfusun kısmi sayım sonuçları bulunmaktadır. Burada Sıvas ili için şu sayılar belirtilmiştir:

Sıvas:    70
Tokat:    700
Pırkınik:    900
Gürün:    330
Toplam:    2000 kişi

     Burada üzücü olan Sıvas'ın 60, 70 hane yerine 70 kişiyle temsil edildiğidir. Biraz yukarıda 200 hane bulunduğu yazılan Tokat sakinlerinin de sayısı azalmış görünmektedir. Eğer bu sayılarda hata yoksa, Pırkınik'te de sayılarda bir azlık göze çarpıyor. Gürün cemaati ise 1795 yılında 332 kişiden ibaretmiş.

     Anlaşılıyor ki yapılan eziyetler sonucu katoliklerin sayısında bir düşüş yaşanmış. Gayedanos Maroni kendi geniş eğitim lugatinde Kilikya Patrikliği hakkında konuşurken, üç dört papazın görev yaptığı Pırkınik ve Sıvas'ta hane sayısını 70-80 olarak vermektedir. Katoliklerin Pırkınik'te bir kilisesi bulunuyordu. Tokat'ta 160 hane, Gürün'de ise 40 hane ve bir papaz vardı: 50-60 yıl zarfında bu sayılarda gözle görülür bir azalma olmuş olmalı. Ben öyle olduğunu sanmıyorum, özellikle de Pırkınik için. Sebebi ise biraz ileride belirtilen sayının olağanüstü bir artış olarak addedilmesi gerektiğidir.
    
*
Yeni Han'lı Rahip Hovhan Giragosyan:

     Zımmar manastırından rahip Hovhan Giragosyan1793 yılında katolikos vekili seçildi, Andon tarikatı din adamlarından Tokat'a giden Peder Stepan ve Pırkınik'e giden Peder Pilibos'la birlikte yola çıktı. Pırkınik hikayesinde Rahip Giragosyan'dan övgülerle söz edilir. Burada onun çalışkanlığı ve ruhların kurtuluşu için sarfettiği gayret, dindarlığı ve özellikle de Meryem Ana'ya içten bağlılığı anlatılır.

     Rahip Hovhan 1793 yılında Halep yoluyla Gürün'e ulaştı. Orada bir kaç gün kaldı ve gereken düzenlemeleri yaptı. Başlıca makamların, halkın ve dini önder Apraham'ın onayıyla Tercenyan Yeğya'yı onlara başkan olarak atadı ve yerel işleri düzene koymaları için kendisine 3 danışman seçti. Onlara Katolikosluğa karşı yükümlülüklerini hatırlattı ve hepsi onun kararlarını uygulayacaklarını taahüt ettiler, ancak Çapanoğlu Elbistan'ı almak için Gürün'e geldi ve yeniden bir anlaşmazlık ortaya çıktı.

     Rahip Hovnan Gürün'den ayrılarak Andon tarikatından Rahip Rafael ve Zımmar manastırından rahip Okosdinos'un bulunduğu Tokat'a gitti. Bunun nedeni katolikosun emri ve manastır başrahibinin yazısı uyarınca Rahip Rafael'i manastıra geri dönmeye zorlamaktı. Birçok zorlukla karşılaşıldıktan sonra bu iş de son buldu. Vekil hem Tokat hem de Pırkınik'te papazların ve dini önderlerin ayin ücretini de belirledi. Aynı şekilde her cemaatte olduğu gibi katolikosluğa verilecek yüzdeyi de belirledi.Yerel işleri düzene koydu ve mümkün olduğu ölçüde barışı sağladı. 1811 yılında, katolikosun isteği ve Zımmar'da bulunan piskoposların ricası ve onun ismi üzerinde anlaşmalarıyla manastıra davet edildi. 1812 yılında da Şam piskoposluğu mertebesine yükseltildi. Bundan sonra Zımmar'da kaldı ve ermişler gibi yaşayarak Tanrı'nın rahmetine erdi.

Kayseri başpiskoposu Mikayel:

     Rahip Astarcıyan'ın Tokat taraflarına gelmesiyle bir iç anlaşmazlık ortaya çıktı. Rahip Harutyun Şirinyan zaten vefat etmiş olduğundan 6. Krikor-Bedros Kayseri'deki başpiskopos Mikayel'i katolikos vekili tayin etti. Mikayel 1831'in 3 Mart'ında Zımmar'dan ayrılarak Tokat'a ulaştı. Oraya varmasıyla durum yatıştı ve her türlü sorun ortadan kalktı. Burada görevini 1843'e kadar sürdürdü. Sıvas, Tokat, Gürün ve Pırkınik kendisine bağlıydı ve aynı bölgelerdeki kiliseler kendi dini önderliği zamanında inşa edildi. 1834 yılında Pırkınik'teki Aziz Sarkis kilisesini, temelini genişleterek, onardılar. 1829 yılında Tokat'ta Aziz Meryem Ana adına bir kilise inşa ettiler. Padişah fermanlarının masrafı dışında bu inşaatların masrafını yerel dindar halk karşıladı. Bir kaç yıl sonra (1845'te) Zımmar tarikatında rahip olan Hagop Cıknavoryan kendi kişisel çabası ve parasıyla Sıvas'taki Aziz Vlas kilisesini ve bitişiğindeki küçük dini önderlik binasını inşa etti.

     Eskiden Pırkınik papazları kilisenin yanındaki dini önderlik binasında yaşamazlar, dışarıdan gelenler ayrı, ayrı yerlerde, köyün içinden olanlar da kendi evlerinde otururlardı. İlk defa Tiflis'li Rahip Andon onları kilise evinde topladı ve ibadetle ilgili düzenlemeler yaptı. Rahip Hovhan Giragosyan kendi dini önderliği döneminde aynı şeyleri biraz daha düzene koydu, ayrıca okulla ilgilendi. Kiliseler, dini önderlik binaları ve okul yapımıyla ilgilenerek, özellikle de Pırkınik, Tokat ve Gürün'de bu binaları onaran Mikayel Başpiskopos'un bütün bu işlere gösterdiği ilgi çok büyük oldu.

     Mikayel Başpiskopos 1843 yılında katolikos seçim kurulu tarafından Zımmar'a davet edildi. Kendisi, 1840'ta yaptığı gibi bu defa da istifa etmek istiyordu ancak, başrahiplerin zorlamasıyla katolikos seçim kuruluna katılmaya gitti ve oy birliğiyle Kilikya Katolikosu seçildi. 22 buçuk sene o makamda bulunup, onu birçok açıdan geliştirdikten sonra ermişler gibi yaşayarak ve herkese, özellikle de Zımmar tarikatındaki kendi sevgili ruhani evlatlarına ermişlik, zekâ ve tedbirli yönetim konularında iyi bir örnek teşkil ederek Tanrı'nın rahmetine erdi.

Başpiskopos İknadiyos Kalıpçıyan:

     1844'te Sıvas ili katolikos vekilliğine, o zaman Evtokya dini önderi sıfatını taşıyan Amasya başpiskoposu atandı, aynı yılın 8-20 Eylül tarihlerinde Zımmar'dan ayrılıp Tokat'a ulaşarak görevini 1852'ye kadar sürdürdü.

     Krikor Katolikos piskoposluk bölgelerinin gelişmesi, aynı zamanda da Zımmar tarikatının dini faaliyetlerinin ilerletilmesi için çok faal bir şekilde çalışmaya başladı. Onun emriyle 1848'de Tokat'ın Arnala mahallesinde kilise ve dini önderlik binasına bitişik, bol suyu olan bahçeli geniş bir ev bulundu. Evi ve bitişiğindeki bahçeyi onararak ve şekle sokarak, Zımmar'daki merkezi ruhban okuluna yardımcı olmak amacıyla küçük bir ruhban okulu kuruldu. Satın alma, onarım ve düzenleme masrafları olan 1000 altın Zımmar manastırı tarafından karşılandı. İlk başrahip, Gürün'lü Rahip Apraham Garadelyan'la birlikte birkaç öğrencisiyle aynı şehre ulaşan Erzurum'lu Hovsep Gülyan oldu ve bu görevde birinci yılını tamamladıktan sonra Tanrı'nın rahmetine erdi. Onu 1855'e kadar Rahip Apraham izledi. Rahip Nerses Halebliyan öğretmendi ve ona yardımcı oluyordu. Bunların öğrencilerinden sekizi papazlık mertebesine yükseldi. Rahip Nerses 5 yıl görev yaptıktan sonra okuldan ayrıldı ve Rahip Apraham üç yıl sonra hayata veda etti.

     Aynı ruhban okulu kısa bir süre boş kaldı. Sonra, 1856 yılında Pırkınik'ten Rahip Ğevont Horhoruni başrahip oldu. Rahip Boğos Yakubyan'la birlikte Kocacık denilen yerde, iyi konumlu geniş bir bahçe içinde, güzel üç katlı bir manastır inşa ettiler. Dört yıl sonra Rahip Ğevont Malatya'ya nakledildi ve yeni atandığı görevi devralarak orada ilerlemeler sağladı.

     Bu binalar ve satın almalar ve işler için dikkate değer ağır borçlar bulunduğundan, bu işlerin sorumluluğu yetenekli kişilere bırakıldı ve işler mantıklı bir çalışmayla yürütülerek zor durumdan çıkıldı.

     Yukarıda açıklandığı üzere, ermeni katoliklerin ismi sık sık Sıvas'la birlikte geçer ancak aslında bu valiliğin sadece üç şehrinde, Sıvas, Tokat ve Gürün'de ve bir köyde Pırkınik'te, ermeni katolikler bulunmuştur. Valiliğin merkezi Sıvas'ta onların sayısı çok az olmuştur, dolayısıyla Tokat, piskoposluk merkezinin kurulmasından son zamanlara kadar dini yetki alanına Pırkınik, Sıvas, ve Gürün'ü de alarak, bölgenin dini önderlerinin ikâmet ettiği yer olmuştur.

     Piskoposluk bölgesinin bu dört kısımları, 1830'da ermeni-katolik cemaatinin resmen tanınmasından sonra kendi kiliselerine, dini önderlik binalarına ve okullarına kavuştular.

     1842'de Amasya Başpiskoposu olarak atanan Tokat'lı Rahip İknadiyos Kalıpçıyan, 1844'te Sıvas ili katolikos vekili ve Tokat dini önderi sıfatıyla Tokat'a gitti ve 1852'ye kadar orada kaldı. Onun bu görevi sırasında kendisine verilen mertebenin hakkını verdi. Yanında birkaç Zımmar'lı tarikatçıyla Amasya'ya giderek orada, Merzifon'da, Vezir Köprü'de ve başka yerlerde katolik mezhebi için kendilerine bağlı kalacak yandaşlar bulmayı başardı(Kilikya Patrikliği Piskoposluk Makamının Tarihi, sayfa 45).

     Bu şekilde piskoposluk bölgesi coğrafi açıdan çok dağınık bir hal alıyor, Gürün'den Tokat, Amasya ve Merzifon'a kadar uzanıyordu. Bunun üzerine birbirinden uzak bu şehirlerin 1851'de bir organizasyon bünyesinde toplanmasına karar verildi.

     Sonuç olarak eski katolikosluk veya patriklik bölgesi 4 alt kısma ayrıldı:

     1. Tokat kendi başına bir piskoposluk bölgesiydi.

     2. Sıvas Pırkınik'le beraber ayrı bir piskoposluk bölgesi oluşturuyordu.

     3. Gürün geçici olarak katolikos tarafından atanan bir vekilin yönetiminde kalıyordu.

     4. Amasya, Merzifon, vs. Trabzon piskoposluk bölgesiyle birleştiriliyordu.

     Fakat bu bölünme 1858'de yürülüğe konulur konulmaz, iki ayrı bölgeye dini önderler bulma zorlukları nedeniyle tekrar birleştirildi.

     9. Andon-Bedros Hasun yeni katolikos-patrik seçilince, ermeni katolik hiyerarşisindeki ikilik sona erdi. O Lübnan Katolikosluğu'nu ve İstanbul'daki cemaat önderliğini birleştirip, Sıvas ve Tokat'ı da birleştirdi, ayrıca onlara Gürün'ü de kattı ve bir katolikos vekili atadı.

     Bu düzenlemeyle bir önceki piskoposluk bölgesinin bölümleri ortadan kaldırılıyor, eski durum yeniden tesis ediliyordu.

Rahip A. Mikayelyan
INDEX

Rambler's Top100