1958 - 1968 Tarihlerinde Gürün


     Şehri tanımadığımız için ne yapacağımıza ve nereye gideceğimize karar vermek için meydanda durduk. Dört yanımızda dükkânlar vardı. Bir lokantanın önüne konulmuş masanın etrafında oturduk ve bir kahve ısmarladık. Herkesin ilgi odağı haline gelmiştik.

     -"Şimdi, neredeyse gelirler bizi sorgu suale tutmak için" dedim arkadaşıma.

     Gerçekten de, kahvehanenin genç çaycısı kahve fincanlarını henüz masamızın üstüne koymuştu ki, birkaç yetişkin ağız ve burunlarını oğuşturarak yaklaştılar.

     -"Merhaba", deyip hoşbeş ettiler.

     -"Afedersiniz" dedi onlardan birisi, "belli ki Ankara'dan geliyorsunuz, geceyi burada mı geçireceksiniz?"

     -"Ankara'dan geldiğimizi nereden anladın ve geceyi burada geçireceğimizi nereden biliyorsun?"

     -"Bilmem,...öyle düşündük işte..."

     Ondan sonra kendi şehirlerinin havasının ve suyunun ne kadar harika olduğu konusunda bizi ikna etmeye başladı. Sonra davet edilmeyi beklemeden bir sandalye çekti ve yanımıza oturdu.

     -"Ankara'dan mı geliyorsunuz" dedi yeniden.

     -"Hayır, Kayseri'den geliyoruz ve Malatya'ya gidiyoruz" dedik.

     Bizi baştan aşağı süzdü. Ne düşündü bilmiyorum, tekrar ağzını burnunu ovdu ve dedi ki:

     -"Belli ki mal satın almaya gidiyorsunuz..."

     Konuşmamız burada sona erdi. Birkaç dakika çevredeki dükkânların vitrinlerini ve satışa konulmuş malları seyrettikten sonra aracımıza yöneldik. Bütün bu süre zarfında yaşlı adam yerli üretim malları överek bizi takip ediyordu. Küçük bir pazardı.

     -"Hepsi bu mu?"

     -"Evet birkaç dükkân da sokak aralarında var. Büyük bir şey değil. Olan dükkânlar da günden güne eksiliyor...Eğer bir şehrin nüfusu 25000'den 5000'e inerse, ne olmasını beklersiniz?...Nerde o eski günlerdeki ticaret ve coşku...Gürün'lü olduğumuzu söylemeye utanıyoruz...Hatırlıyorum, zamanında ülkenin bir ucundan öbürüne mal nakledenler Gürün'lü katırcılardı, hey gidi günler!...Gürün şalının namını kim duymamıştır ki? Büyük tüccarlar, halı ve kumaş üretenler Ermeni vatandaşlardı. Onların mallarıyla yüklü kervanlar şehre girdiklerinde, her taraftan sevinç dolu sesler yükselirdi...Şimdi...hmmm, şimdi yeni bir şey duymak için sizin gibi tesadüfi ziyaretçileri bekliyoruz. Sonra birkaç eski tüccarın adlarını andı: Maranyan, Topalyan, vs.

     -"Hey gidi günler hey!" diye sızladı.

     1915'ten önce, Gürün'de yaklaşık 15000 Ermeni nüfus ve dört Ermeni Gregoryen kilisesi vardı. Bu kiliselerden sadece birisi, üzerinden haç ve bir Hristiyan ibadet yeri olduğunu gösteren diğer işaretler kaldırılarak silah deposuna dönüştürülmüştür. İkincisi tamamen yıkılmış ve sadece birkaç duvar kalmıştır...Bunlara derin bir üzüntü duymadan bakmak ve fotoğraflarını çekmek zordur.

H. N. Nedüryan
(H. N. Kavar)
1958-1968, "Seyahatler"


GERİYE DÖNÜŞ

Rambler's Top100